Hayatın içinden

SADECE İNSAN OLABİLMEYE ÇALIŞIYORUM

• 20/4/2007 - Nasıl Yani !..

Mart ayının 16'sında telefon için başvuru yapıyorsunuz.Nisan ayının 10'unda bağlanıyor telefonunuz.Bu arada durumu öğrenmek için gittiğnizde...Görevli önüne kağıtları özenle yaymış,bakıyor.Seyrediyor..Sanki sevgilisinden gelmiş mektuplar o başvuru kağıtları.Birazdan eline alıp tek tek hasretle koklayacak sanırsınız bakışını görseniz. "Ne zaman bağlanır telefonım acaba*" sorunuza cevabı "İnceliyoruz.Eleman az.Bekliyoruz" Bu üç cümle ard arda gelince düşünüyorum "Nasıl Yani?"

Balkon çok güneş alıyor.Branda yapılacak.Daha doğrusu ben bambu stor istiyorum. Çeşitli gerekçelerle (Kullanışlı olmamasının 101 nedenini sıralıyor satıcı) branda dikilmesine karar veriyor(uz). İki parça olmazmış.Neden? Beni dinlemiyor bile. Nasıl yapacağını anlatıyor.Peki.Ama ipler hiç olmazsa naylon değil de ne bileyim dekoratif bir şey olsun dediğimde "Yelken ipi bunlar" diyor.O zavallı cılız naylon iplerin yelken bezini zaptetmekte kullanılacağına inanamıyorum.O da söylediğine inanmamış olacak ki, bakışlarıma karşılık "Elimde yok.Bu olacak maalesef" diyor.

Balkon sandalyeleri plastik.Şu yazlıklarda kullanılan cinsten.Yapışıyor insan oturunca.Minder alayım diyorum.Tanesi onbeş milyon.Hadi ya! "Neden?" sorumun yanıtı gecikmeden geliyor "Pahalı aldım ben kumaşı.Kazıklamışlar". İçimdeki ses soruyor "Nasıl yani?"

Sitede iki market var.Birinde simit satılıyor. Simit almaya gittiğim her sabah, ne kadar erken gidersem gideyim,elim boş dönüyorum.Sonunda her gün iki simit ayırmayı teklif etti market sahibi.Aman ne güzel.Teklif etti etmesine de, çoğu zaman "kafası karışık olduğu" gerekçesi ile unutuyor.Neyse ayırırsa alıyorum.Pek de dert etmiyorum açıkçası.Dün yine gitttim.Eşi var.Uzattı simidi.Bir tane."İki tane olacaktı" diyorum."Birini dayanamadım yedim." diyor.Yüzümde bir ifade...gülmekle ağlamak arası.Komik geliyor böyle bir cevap bana.Bir o kadar da saf. Ama işyeri ciddiyeti olarak düşündüğümde gülemiyorum.Yüzümde o tuhaf gülüyor-ağlıyor ifadesi ile kadına bakarken aklımdan yine aynı soru geçiyor "Nasıl yani?.

İçtiğim sigara (keşke içmesem) yok.Satılmıyor.Gerekçesi "Parası yokmuş.Alamıyormuş" market sahibi.(Uzun Tekel 2000) "Peki, ne yapabilirim...parasını ben vereyim,getirin" diyorum. Öneride bulunuyor."Değiştirin.Bunlardan birine başlayın.Kesenize de dokunmaz." Çığlık atmak istiyorum... Nasıl yaniiiiiiii?

(2)

• 12/4/2007 - Son Mektup

Kategori: Siirlerim

 

 

Özledim diyorsun son mektubunda

Kahretmişsin aradaki yollara

Merak buyurmuşsun beni burada

Ben gelemem, işler yoğun şu ara

Sen gelirsin özledikce arada..

Bekliyorum...

Tez gel e mi buraya...

Ve..imza..

    

     Cevabımdır bu sana....

     Gelemem bekleme beni boşuna

     Ne sen gel, ne de beni bekle arada

     İstesem kuş olurdum..düşerdim yollarına

     Hiç bir engel tanımaz koşardım kollarına

     Sevseydim hala seni..içimde aşkın olsa

     Elveda...

     Ve..imza...

(yok)

• 25/2/2007 - BEN SANA MECBURUM

Kategori: Ask

Ben sana mecburum bilemezsin
Adını mıh gibi aklımda tutuyorum
Büyüdükçe büyüyor gözlerin
Ben sana mecburum bilemezsin
İçimi seninle ısıtıyorum.

Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
Bu şehir o eski İstanbul mudur?
Karanlıkta bulutlar parçalanıyor
Sokak lambaları birden yanıyor
Kaldırımlarda yağmur kokusu
Ben sana mecburum, sen yoksun!

Sevmek kimi zaman rezilce korkudur
İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur
Tutsak ustura ağzında yaşamaktan
Kimi zaman ellerini kırar tutkusu
Birkaç hayat çıkarır yaşamasından
Hangi kapıyı çalsa kimi zaman
Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu

Fatihte yoksul bir gramafon çalıyor
Eski zamanlarda bir Cuma çalıyor
Durup köşe başında deliksiz dinlesem
Sana kullanılmamış bir gök getirsem
Haftalar ellerimde ufalanıyor
Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem
Ben sana mecburum, sen yoksun!

Belki Haziranda mavi benekli çocuksun
Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor
Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden
Belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun
Bütün ıslanmışşın tüylerin ürperiyor
Belki körsün kırılmışsın telâş içindesin
Kötü rüzgâr saçlarını götürüyor.

Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Bu kurtlar sofrasında belki zor
Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden
Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Sus deyip adınla başlıyorum
İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin
Hayır başka türlü olmayacak
Ben sana mecburum bilemezsin...

Attila İLHAN

(1)

• 25/2/2007 - UNUTAMADIĞIM...

Kategori: Ask

 

Ben en çok senin gözlerini unutamadım...
Ne ellerin...ne sözlerin...
Hiç kimse ama hiç kimse senin gibi bakmadı bana..
Ve hiç kimse senin kadar kanatmadı yüreğimi...
İçimdeki tüm acıların sebebi sensin.. Kızgınlıkların, kıgınlıkların... Söylediğim acı sözlerin hepsini sana söylüyorum aslında. Duyuyor musun...
Eğer aşktan korkuyorsam bugün, nedeni yine sensin..Ne zaman elele bir çift görsem gözlerim yaşarıyor. Saklamaya çalıştığım gözyaşlarım içime akıyor.. Yağmurlarım hiç dinmiyor..  Anlamıyor musun... İçim acıyor...
Kimsenin sevdasını konuşasım yok..Tüm sevgilere alaycı yaklaşıyorum... İnanmayın diyorum, inanmayın.. Aşk yok, sevgi yok..Kendinizi kandırmayın.
Adım bu yüzden taş kalpliye çıktı...
Bütün resimlerimizi yırttım çare olurmuş gibi. Oysa hepsi yüreğime kazınmış. Her gün birini çıkarıyorum...gizlice bakıyorum.Her karesinde sevda var. Ayrılıktan hiç söz etmiyorlar.
Alıp başımı gitsem bu şehirden diyorum. Sonra aklıma geliyor. İnsanlara kızıp şehirleri terk etmek neden? Biliyorum... biliyorum gideceğim her yere seni de götüreceğim.
En çok geceler koyuyor bana.En çok gecenin karanlığında ağlıyorum sessiz sessiz. Ve yüreğimden anılarımızı çıkarıp.. Baştan yeni baştan yaşıyorum...Tüm veda şiirleri içimi sızlatıyor.
Unut, diyorum kendime.. Unut... Unutamıyorum işte. Ne yapsam nafile..
Ben seni unutmak için yaşamadım ki...

Ne ellerin...ne sözlerin...
Ben en çok senin gözlerini unutamadım..

(yok)

• 25/2/2007 - YORUMSUZ.....

Kategori: Yasamdan

IRAK savaşında babası ve annesi ölen
ve kendisinin de bacakları kopan 
Müslüman bir çocuğun IRAK savasını
yöneten Tommy  FRANKS a yazdığı şiir.
Bu şiir Açık istihbarat sitesinden alınmıs.


Merhamet hür Dünyaya bu kadar mı IRAK ' ta?
Ben Basralı Ömer,

Belki haberin yoktur diye yazıyorum Mr. Franks.
Önce demokrasi yağdı göklerimizden,
Sonra özgürlük geçti üstümüzden
Palet palet.
Ve insan hakları Namlularından
Saniyede bilmem kaç adet.

Demokrasi bizim eve de isabet etti
Bir gün sonra anladım koptuğunu ayaklarımın.
Tam onsekiz adet insan hakları saymışlar
Vücudunda babamın.

Annem yoktu zaten
Ben doğarken ilaç yokluğundan ölmüş
Ambargo falan dediler ya
Anlamadım çocukluk aklı işte
Oluşmadan sökülmüş.

Sizde de barış böyle midir Mr. Franks?
İnsan hakları çocukları yetim
Ve ayaksız bırakır mı orda da?
Düşer mi ayın kan gölüne aksi
Güpegündüz düşer mi Pazar yerine demokrasi?

Zenginlik
İnsanları korkudan uykusuz bırakır
Kuşlar gökyüzünü terk eder mi orda da?
Babamla mırıldandığım son dua dilimde
Ayaklarım hastanede
Ve giymeye kıyamadığım pabuçlar
Kaldı elimde.

Çocukların var mı Mr. Franks?
Al, oğluna götür onları bari ise yarasın
Kim bilir belki baktıkça
Bazen beni hatırlasın.

Bu nasıl demokrasi Mr. Franks?
Düştüğü yeri yaktı
Merhamet hür Dünya' ya
Bu kadar mi IRAK 'tı size?

 

(Alıntı)

(yok)
ileri

Her insan yalnızdır aslında... Sadece hayatta birlikte yürüyebileceğimiz yol arkadaşlarımız vardır. Önemli olan onları doğru seçebilmemizdir.. Oldukları gibi görünebilselerdi insanlar, yanlış seçimler olmazdı hayatımızda....


Ben sana mecburum bilemezsin
Adını mıh gibi aklımda tutuyorum
Büyüdükçe büyüyor gözlerin
Ben sana mecburum bilemezsin
İçimi seninle ısıtıyorum
(Attila İlhan)

cursor